Ana sayfa Çocuk Çocuklarınızı Sizden Uzaklaştıran Davranışlar Nelerdir?

Çocuklarınızı Sizden Uzaklaştıran Davranışlar Nelerdir?

0
PAYLAŞ

ÇOCUKLARINIZI SİZDEN UZAKLAŞTIRAN DAVRANIŞLARINIZI MERAK MI EDİYORSUNUZ?

Hatice Kübra BİRCAN (Çocuk Gelişimci) yazdı.

Ebeveynlerin bir takım davranışlarının altında yatan sebebin “Çocuğumu kendimden nasıl uzaklaştırırım?” sorusuna bir cevap vermek için çabalamalarından kaynaklandığını iddia ediyorum. Zira kimi olaylara verilen tepkiler yahutta bir olay olmasına fırsat verilmeden ortaya konulan tutumlar bu sonuca varmakta haklı kılıyor insanı.

Bir ebeveynin çocuğuna verebileceği biricik şey ‘koşulsuz sevgi’ dir. İnsanoğlu çıkarları doğrultusunda meylettiği her türlü fiilinde bu maddeden uzaklaşıp koşullu sevgilere boğulmaktadır. Bu koşullu sevgilere yetişkinin maruz kalması kötü iken, bir çocuğun maruz kalması aşırı kötüdür. Bu sebeple çocuğun duygu durumunun en muhtaç olduğu şey koşulsuz sevgidir. “Ben onu çok seviyorum evet ama…” deyip çocuğunuza bir kere bile bunu dillendirmediyseniz, bir misafirin yanında ya da toplu ortamlarda çocuğunuzun sadece dersleri, yaptığı aşırılıkları ya da onda hoş bulmadığınız noktaları anlatıyorsanız, yetişkinler için komik olduğunu düşündüğünüz ama çocuk için utanılacak şeyleri de peşine söylerseniz sizce çocuk ne düşünür? Ben söyleyeyim; bir şey düşünmez. Sadece “Evet seviliyorum ama ne kadar?” diye hisseder. Cevabını almak için de her ânınızı, her yaptığınızı dikkatle izler, kaydeder.

Bu konu üzerinde tek başıma yazıp çizmek istemedim ve 15-24 yaş arasında kız-erkek gruplarına “ebeveynlerinde hoşlanmadıkları tutum ve davranışları” örnekleyerek açıklamalarını istedim. Bu bireysel çalışmam neticesinde farklı verilere ulaştım. Küçük bir grupla çalışmış olsam da elde ettiğim veriler genele hitap edebilecek türden oldu. Cevaplardan derlediğim maddeleri de şöyle sıraladım;

1- ÇOCUĞUNUZLA ETKİLİ İLETİŞİM KURMAYIN

0-6 yaş arasındaki çocuğunuza gün içerisinde en az 20 dakikanızı; başka hiçbir şeyle ilgilenmeden, ona ayırmamakla başarılı bir uzaklaştırma eylemi yapmış olursunuz. Böylece çocuğunuz sanal aletlere (ipad, telefon, televizyon, bilgisayar vs…) daha çok meyledecektir. ‘Beraber vakit geçirmek’ algısını kaybedecektir. İletişim ihtiyacını dışarıdaki kişilerle tamamlama içgüdüsüne sahip olacaktır.

Biraz daha yaşı büyük evladınız varsa, ki bu da 9-18 arası yaştaki ergen kesime tekabül etmektedir, işler daha da hızlı ilerler.  Anne, babaların kendilerinden soğutmak için ne kadar eylem varsa, hepsini kullandığı dönem bu dönemdir. Çocuğunuzun her fikrine karşı çıkıp, onu dinlemeyip, onun fikirlerine burun kıvırıp, ‘sen bilmiyorsun, daha küçüksün, anlamazsın…’ gibi ifadeleri sıkça kullanıp sonuçlarına katlanamayacakları eylemleri olur ebeveynin. Bu da iletişimin kalitesinde düşmeye sebep olmaktadır.

Çocuğa gününün nasıl geçtiğini sormadan, kendinizin neler yaşadığını anlatmadan biten günlerin telafisi olmayacaktır. Yarım saatlik muhabbet size yetecektir. Bunu onlardan esirgemeyin.

2- ONU SÜREKLİ BİRİLERİ İLE KIYASLAYIN/KARŞILAŞTIRIN

Bir çocuk her zaman kendine hastır. Ne o’dur, ne de şu. O kendisidir. Abisi gibi olamaz, ablası gibi hareket edemez, ondan küçük ama ondan daha çalışkan kardeşi gibi davranamaz, komşu çocuğunun tüm üstün yeteneklerine sahip olmak zorunda değildir. Onu kendisi gibi kabul edin. Birileri ile kıyaslamak yerine onlara gidecekleri yolları gösterin. İlerlemesini istediğiniz yolları gösterip, ulaşacağı hedefleri beraber belirleyin.

3- EMİR VEREREK KONUŞUN

Bir çocuk aynı zamanda bir bireydir. Onunla konuşurken, bir şeyler isterken rica edilmelidir. Böylelikle nezaket kurallarını öğrenir, kendini değerli hisseder ve saygılı olmanın bir adımını yaşayarak öğrenir.

4- TOPLULUK İÇERİSİNDE ONLARI AZARLAYIN

Size altın yumurtlayan bir tavuk bahşedilse; onu alıp herkesin olduğu bir yerde keser misiniz, yoksa dikkatle besleyip, koruyup kollar mısınız?

Bir topluluk içerisinde çocuğunuzu azarlamanız da tıpkı altın yumurtlayan tavuğunuzu kesmek gibidir. Bir çocuğun güvenini zedelersiniz öncelikle, sonra özgüvenini, en sonunda da size olan sevgisini…

Değer verdiğiniz varlıkları gerektiği yerde övmeyi bilin, fakat hatalarını, düzeltilecek davranışlarını sadece onunla konuşarak halledin.

5- GÜVENMEYİN

En ufak görevden, en kapsamlı göreve, en küçük sözden, en uzun cümlenize kadar her ifadenizde çocuğunuza olan güveninizi belli edersiniz. Hayatta sahip olunacak en önemli erdemi, güven duygusunu onlardan esirgemeyin. Hata yaptıklarında yüzüne vurmak yerine, yaptığı yanlışı nasıl düzelteceğini öğretin. Güveniyorsanız, güvendiğinizi hissettirin.

6- ÖZEL EŞYALARINI İZİN ALMADAN KARIŞTIRIN

Saygı var ise sevginin tohumları sağlamdır. Saygı duymak eşyalar üzerinde de geçerlidir. 4 yaşındaki çocuğa da “Kalemlerini kullanmama izin verir misin?” diyeceksiniz, 16 yaşındaki ergene de “Telefonuna bakmamda bir sakınca var mı?” ifadelerini kullanacaksınız.

7- ESKİDE YAŞANMIŞ AİLE SORUNLARINI ISITIP ISITIP ORTAYA SUNUN

İleriye dönük hayallerin ve hedeflerin ufuk açıcı olması için; bakışların da geleceğe dönük olması gerekecektir. Ebeveyn olarak geçmişe takılıp kalırsanız, çocuklarınızı da bu takıntının peşine sürüklerseniz onlardan ufuk açıcı bireyler olmalarını istemeyin.

 

 

8- AKŞAM SOHBETLERİ YERİNE TV, TELEFON KULLANIN

Çocuklar ailenin ortak muhabbet alanlarında bulunmadan büyürlerse eksik kalan her şey bozuk bir toplum demek olacaktır. Oğlunuzla izleyeceğiniz bir maç ve sonrasındaki yorum, kızınızla okuyacağınız bir kitap ve tahlili, beraber oynanan evcilik oyunları, çay saatinde konuşulan gündem konularında çocuklardan alınan fikirler olmazsa yapı taşı eksik bireyler yetişmiş olacaktır.

9- BAZEN “SEN DAHA ÇOCUKSUN”, BAZEN “EH ARTIK BÜYÜDÜN” DEYİN

Bu şekilde ikilemli ifadeler ile çocuğunuzu kandırmaya çalışmayın. Bir hafta öncesinde “çocuk” bir hafta sonra “büyüksün” demeyin. Kendinizin farkında olun. Tutumlarınızı ve sözlerinizi ölçüp tartın. Çocuğa çocuk gibi davranın, yetişmekte olana yetişmekte olan gibi.

10- YAPTIKLARI İŞLERDE SAKIN TEŞEKKÜR ETMEYİN

Aferinler, teşekkürler, güzel gibi ifadeler yapılan işin karşılığında verilen bir sözlü nişanedir. Ki insanoğlu takdir edilme hissi yaşar. Bu gibi ufak görünen ayrıntılar ileride “Babam beni hiç takdir etmedi ki”, “Annem yaptığımı beğenmezdi bir türlü”, “Ben haftalardır yemek yapıyorum tık yok, kardeşim bir kere mutfağa girdi maşallahlar havada uçuştu” şeklindeki söylemlere dönüşebilir.

11- BİR ŞEYİ ON KERE TEKRARLAYIN

Bir kere söylenildiğinde yapılır bir iş. Üç kere uyarılmaya kadar sınır vardır. Fakat üçten sonra yapılıyorsa ya taktik değiştirilmeli, ya söylem değiştirilmeli, ya da durum çocuğa fark ettirilmelidir. Bunlara başvurmak yerine aynı şey defalarca kez tekrar edilirse hem mahiyeti kalmaz, hem de sarsılan bir otorite vardır. Bir bardak su isterken bile buna dikkat edilmelidir.

12- YENİLİKLERE AÇIK OLMAYIN

“Aman siz de icat çıkartmayın” diyerek işin içinden sıyrılamaz bir ebeveyn. Yeni fikirleri dinlemeli, yorumlamalı, kendisine ve çocuğuna uygun olan kısımları ayıklayıp bunu çocuğa açıklamalıdır. Eğer ebeveyn bunu yapmazsa çocuk fikrini söylemekten geri duracağı gibi, danışacak birisi olarak da dışarıdan kişilere, internet ayağına başvurmaya başlayacaktır. Hemen her şeye “Hayır” demek basit bir seçenektir.

13- BAŞKA KONULARA SİNİRLENİP ÇOCUKLARINIZDAN SİNİRİNİZİ ÇIKARIN

Kimi hanelerde bu durum rutinleşmiş bile olabilir. Genellikle çok sık karşılaşılan bir tablodur. Fakat görüldüğü üzere, bu aslında kişiye yapılan bir haksızlıktır.

14- SAÇ KESİM MODELLERİNE, SAKAL VE BIYIKLARINA KARIŞIN

Kendi görmek istediğiniz ölçüleri çocuğunuzda görmek istemeniz doğal bir süreçtir. Fakat bunu aşırı müdahale ile yaparsanız doğru olmaz. Bir genç “Merak ediyorum top sakal bana yakışacak mı diye ama uzatamıyorum çünkü babam kızar” dememeli. “Saçlarımı artık kısa görmek istiyorum ama annem uzunluğunun ne kadar olacağını kendisi söylüyor” da dememeli.

Belirttiğim maddeler benim topladığım verilerden ortaya çıkanlardı. Daha da çoğaltılabilir. Yapmak istediğim şey, gençlerin sesi olmak, ebeveynlere de bir farkındalık aşılamaktı. Eğer bu yazıyı okuyan  15-24 yaş arası kardeşlerimse yazılanlardan kendi yaşadıkları olaylara aklı gidecektir. Fakat bu yazıyı okuyan siz sevgili ebeveynlerse lütfen tüm algılarınızı buraya odaklayın. Tutum ve davranışlarınızı gözden geçirin isterim.

Şimdi; gidip evladınızı avuç içlerinden öpebilirsiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazınız