Ana sayfa Çocuk İçimizdeki Çocuk

İçimizdeki Çocuk

0
PAYLAŞ

Hatice Kübra BİRCAN (Çocuk Gelişimci) yazdı.

‘İç Çocuk ve İç Ana-Baba ilişkisi dengesiz olan kişinin mutlu bir yaşam sürdürmesi olanaksızdır.’  (1) 

diyerek sundu bize kitabını sevgili Doğan Cüceloğlu. Kitabının ismi ‘İçimizdeki Çocuk’.

Tavsiye etmeden önce kitabı okumanın değil, bitirmenin zor olduğunu dillendirmek isterim.

Genel olarak aldığım yorumlara bakınca kitap için üç seçenek çıkıyor karşımıza;

1- Bitiremiyorsunuz
2- Bitiremiyorsunuz
3- İçinizdekilerin değişimiyle bitirebiliyorsunuz.
Birinci şık için kitabın ders kitabı gibi olduğunu, teorik içerikten sıkıldığını ifade edenler oldu.

İkinci şık için kitaptaki bilgilerin kişisel hayatından parçalara sahip olduğundan ötürü, kitabın ağır geldiğini söyleyenler vardı.

Son şık ise bu iki hissi de yaşayıp azmedip kitabı bitirenlerdi. Bir kitap bitirmekten çok, bir iç muhasebeye sahip olarak.

 

 

Kitabını altı kısma ayıran Cüceloğlu; ‘İçinizdeki Çocukla Tanışın’ , ‘Aile’ , ‘Utanma ve Utanç’ ‘Cevaplarınıza Bir Göz Atalım’ , ‘İçimizde Konuşanlar’ ve ‘Arayış: İç Çocuğunuza Kavuşmanın Yolları’ başlıklarını bu şekilde düzenlemiştir. Kitabın seyri bu düzende, oldukça olumlu ilerliyor. Çoğu zaman okuduklarınızı hayatınızın içinden örneklendirebiliyorsunuz. Satırlarda yazanlar bir akrabanızın, komşunuzun tavırları olarak karşınıza çıkabiliyor. Dahası birçoğunu kendi hayatınızdan örneklendiriyorsunuz. Yani kitap boyunca denk geleceğiniz bir satır mutlaka hayatınıza dokunabiliyor.
‘Peki kitap neden ağır geliyor?’ diye sorabilirsiniz. İşte ‘tam da satırlarda kendimizi bulabildiğimiz için’ demenin zamanıdır diyebilirim. Zira kişinin geçmiş yaşantısı ve kendisiyle yüzleşmesi çok da kolay olmayan bir meseledir. Bu cesaret, güven, hassasiyet, azim, irade ve dahası gibi birçok kuvvetli hissi yanında ister. Yoksa ya yüzeyselce okunup geçilir ya da anlatılmak istenilene kavuşamaz kişi.

 

 

Gelelim içeriği itibari ile ‘İçimizdeki Çocuk’a. Cüceloğlu, her insanın içinde bir çocuk ve bir anne-baba olduğunu söylüyor. Çocukken yaşanılan ve öğrenilen duygu ve düşünceler itibari ile de içimizde bu iki tarafın olası bir çekişme yaşadığını anlatıyor. ‘Hangi zamanda çocuk kaçar, hangi yerde anne-baba baskın gelir, ne gibi durumlarda onlarla karşılaşırız ve onların ikisini nasıl ayırt edebiliriz’ gibi pek çok soruyu hem gerekli başlıklar altında, hem de belirlenmiş vak’a örnekleri ile anlatıyor. Kitaptaki olaylar
akışında Cüceloğlu’nun kendi çocukluğuna dair anılarına da rastlıyoruz. Yaşadığı olumlu olmayan örnekleri milyonlarca kişiye ulaşacak kitabında yer vermesi ve bundan çekinmemesi de, kitapta anlatmak istediği ‘İçimizdeki Çocuk’a kendisinin ulaşabildiği hissini veriyor. Bir kitap okurken bu his önemlidir okuyucu için. Yazarına, üstelik böyle psikolojik içerikli bir kitabın yazarına güven duyarak okumak yadırganmayacak bir ayrıntı benim nezdimde. Kitabın anlattığı karakterler farkındalık veriyor insana. Hayatımızdaki kişileri analiz edebilmemiz için.

Yine kitabın içerisinde sunulan anket soruları okuyucunun kendisi için çok verimli bir çalışma oluyor. Bu anketin sonucu için, kitaptaki altı bölümden dördüncüsü tamamen cevaplara ayrılmış durumda. Ben kitabın bu bölümünü okurken bir gemi yolculuğundaydım. Eminönü-Beykoz vapuruydu. Çok
yolcu vardı. Ben kendimi kitaba kaptırmış vaziyette kendim için çıkmış sonuçları anlamaya, sindirmeye çalışırken bir elimde kalem, diğerinde post-it, çiziyor okuyor sayfaları çeviriyordum. Yan tarafımda oturan hanım bana hangi iskeleye yanaştığımızı bilmediğini belirterek yardımcı olmamı istedi. Hemen bakıp söyledim. Peşinden kitabıma dönecekken yine aynı hanım “Ne kadar hararetli okuyorsunuz kitabı. Vallahi benim de okuyasım geldi” dedi. Gülümseyerek kitap üzerine bir sohbete
başladık. Bir yandan da yeni tanışmalar yaşayabiliyorsunuz kitap sayesinde.

Beş kısım boyunca ‘İçimizdeki Çocuk’a dair tanımlamalar ve açıklamalar veren kitap sesini duyamadığımız ‘İçimizdeki Çocuk’ için bir de çözüm önerisi sunuyor. Kendi başınıza kalıp yapmanızı istediği, adımlarını tek tek yazdığı ve her sorunun kitap içerisinde mevcut olduğu bir çözüm önerisi ile kitaba son veriyor Cüceloğlu. Kitabı bitirmenin zor olması yüzleşmenizi istediği şeyler üzerinde çalışmanızı da istemesinden kaynaklanıyor olabilir belki. Ben kitabın sonuna bitirdiğim tarihi yazıp şu notu ekledim “Kendimi hazır
hissettiğimde iç çocuğumla konuşma seansları yapmayı düşünüyorum”. Notu yazıp kitabı kapattım fakat yaklaşık iki hafta başka kitap kapağı açamadım. Sindirmeye çalıştığım, gözlemlediğim durumlar üzerinde kitap içeriğiyle karşılaştırma yaptığım çok zaman oldu. Verimli olmasıyla birlikte zordu.

Bu kitabı Çocuk Gelişimci dostlarımız ile kitap okuma grubumuzda tahlil etmek için okumaya karar verdik. Kitap önerisini yapan Meliha Bayrak’cığıma teşekkürlerimi sunuyorum. Önümüzdeki hafta sonu Üsküdar’da gerçekleştireceğimiz tahlil toplantımıza sevgili yazarımız Doğan Cüceloğlu’nun da katılımını temenni ediyorum. İçimdeki Çocuk öyle istiyor 🙂 nasip bu ya, neden olmasın.

İçimizdeki Çocuk’un elinden tutabildiğimiz, sesini duyabildiğimiz gerçek zamanlara…

 

(1) CÜCELOĞLU, Doğan, İçimizdeki Çocuk, Remzi Kitabevi, İstanbul, s. 9

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazınız