Ana sayfa Kültür Sanat İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Bir Gün

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Bir Gün

0
PAYLAŞ

Sultanahmet’ten aşağı doğru sallanıp Gülhane Parkı, yönüne ilerliyoruz öncelikle. Gülhane Parkı’na girdikten sonrada hafif yukarıya meyleden taş döşeli yolu takip ettiğimizde; karşımızda o, yaprakları epriyip sararmış kitaplardan aşina olduğumuz kokusuyla, işte İstanbul Arkeoloji Müzeleri Yerleşkesi!

Esasında; müzenin ismini ilk duyduğumda biraz saçma olduğunu düşündüm. Fakat daha sonra anladım ki, müzenin adında çoğul eki olmasının sebebi, içinde üç müzeyi birden barındırmasından kaynaklanıyormuş. Bunların isimlerine gelecek olursak: Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi’dir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin kapısından içeriye adımımı atmamla beraber, müzelerin üçünün girişlerini de güzelce bir süzdüm. Dikkatli bir insan bu müzelerin kapılarından dahi birçok mana çıkarabilir. Aslına bakılırsa, bu kapılar yaftalarında yazan birtakım arkeolojik eserlere açılan kapı olmaktan ziyade, teker teker Anadolu’nun ve İstanbul’un yaşadığı devirlerin kapıları! Mesela, Arkeoloji Müzesi’nin önüne yerleştirilmiş dev, ihtişamlı ve mağrur duruşlarıyla kendisini belli eden oval kesim mermer sütunlu kapı, Roma devri!

eski şark eserleri müzesi ile ilgili görsel sonucu

Eski Şark Eserleri Müzesi beni biraz düşündürttü. Onu gördüğümde aklıma İskender’in doğu ve batı kültürlerini çarpıştırarak, Helenistik Kültür’ü ortaya çıkarması geldi. Elbette, bu kapının Helenistik Kültürle bir alakası yok, fakat tıpkı tarihin eski dönemlerinde doğuyla, batının Anadolu’da birleşerek Helenistik Kültür’ü ortaya çıkardığı gibi, bu kapıda da Bizans ve Osmanlı kültürü çarpışarak yeni bir kültür meydana getirmiştir. Bu sonuca nereden vardığıma gelecek olursak, yapının girişindeki merdivenlerinin mermer ağırlıklı olmasından ve o dışa doğru hafif kıvrımlı tırabzanları bana defalarca gezdiğim eski Bizans kentlerini çağrıştırmasından dolayıdır ki, böyle bir sonuca vardım; fakat tavanın saçak kısmındaki ince elenip sık dokunmuş ahşaplarda da Osmanlı zerafetini görmedim desem yalan olur.

çinili köşk müzesi ile ilgili görsel sonucu

Sıra, Çinili Köşk Müzesi’nde! Görüntünün kendini ifade ettiğini düşünmemden dolayı bu eser hakkında pek de yazmak istemiyorum. İnşasında kullanılmış, büyük kesme taşlar ve süslemelerindeki çiniler eserin salt Osmanlı sanatı olduğunu bize anlatıyor.

Tüm bu sözleri bir tarafa bırakıp, asıl işimiz olan bu müzeden bir eser tanıtma işine gelelim. Estetik olarak gözüme güzel görünmesinden ötürü tanıtım eseri olarak Çini Mihrap’ı seçtim: “14. yüzyılın ikinci yarısı, 15. yüzyılın başlarına tarihlenen ve Erken Osmanlı dönemi çini sanatına hakim olan renkli sır tekniği ile yapılmış, 1432 tarihli Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti’ne ait çini mihrap, orta salonda girişe göre sağ tarafta bulunmaktır.19. yüzyılın sonlarında Karaman’da zamanla tahrip olan İbrahim Bey İmareti’nden Halil Edhem Bey tarafından söktürülerek İstanbul’a taşıtılan mihrap, 20. yüzyılın başlarında Çinili Köşk’teki yerine monte edilmiştir. Bitkisel ve geometrik bezemeli çini levhalardan oluşan mihrabın kitabe panosunda; nesih hatla Bakara Suresinin 255. (Ayet-el Kürsi) ayeti, kufi hatla da 256. ve 257. ayetleri yazılıdır.”

Müze ziyaret saatleri ne zaman?

Müze haftanın her günü 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Müzeye girişler ücretli mi?

Müzeye giriş ücreti “20 ₺” dir ve tabii ki 18 yaşın altındaki ziyaretçiler bu hizmetten ücretsiz olarak yararlanabiliyor.

Samet Kat gezdi, gördü, araştırdı, yazdı…

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazınız