Ana sayfa Kültür Sanat İstanbul’u Tuvale Yapıştıran Bir Ressam: Hasan Demir

İstanbul’u Tuvale Yapıştıran Bir Ressam: Hasan Demir

0
PAYLAŞ
Ressam Hasan Demir güzellikte birbirleriyle yarışan eserlerinde İstanbul’u resmediyor. Demir eserleriyle alakalı insanlardan güzel geridönüşler aldığını da ifade ediyor.

Ressam Hasan Demir Milli Gazete’ye verdiği röportajda kendinden, resimlerinden, sanatından ve sanat anlayışından bahsetti. Hasan Demir resimlerinde genellikle İstanbul’un kıyılarını çiziyor. Sözlerinde ustalarının haklarını da onlara teslim eden sanatçı Demir, resimlerinin konusu olarak çokça İstanbul’u seçmesine ise şu şekilde açıklık getiriyor: “İstanbul’un her bir köşesi ayrı bir resim konusu olabilecek güzellikte. Buraları bir ömür çizseniz bitiremezsiniz. İstanbul ruhu olan çok gizemli bir şehir hatta bir eserime ‘Benden İçeri İstanbul’ adını verdim.”

“Resimle ilkokul çağlarımda ilgilenmeye başladım.”

Bir sınıf arkadaşımın ağabeyi ressamdı.(Baki Kadıoğlu) Onun yaptığı resimlerden çok etkilenmiştim ve daha o yaşımda ressam olmaya karar vermiştim. Üniversite yıllarına kadar hiç kimseden ders almadım. Fakat daha sonraları bir tevafuk sonucu Erzincan’da resme meraklı ve resim koleksiyonu yapan biriyle tanıştım.(Sami Kayalar) Sami Bey teorik anlamda ufkumu genişleterek Güzel Sanatlar Fakültesine geçmeme vesile oldu. Fakülte kararını tam olarak 1997 yılında, Erzincan’da açtığımız karma sergide almıştım.

“Resimlerimin Hiperrealist olması gerektiğine karar verdim.”

Çocukluğumdan bu yana gerçekçi resimler yapmama rağmen sanat tarihi bilgim oldukça kısıtlıydı. Fakülte yıllarında akımları öğrenmeye başlayınca 1970’li yıllarda Amerika’da çıkmış olan hiperrealizm akımının sanatçılarının eserlerini gördüm, zaten önceden de bu akıma yakın olan resim dilimin hiperrealizm olmasına karar verdim. Ve çalışmalarım bu yönde ağırlık kazandı.

“Genç yaşta resim piyasasına adım attım.”

Fakülte yıllarındaki ödüllerin birçok yararı oldu. Ülkemizde resim piyasası zordur. Katıldığım devlet sergileri ve kazandığım ödüller benim kısa zamanda piyasaya girmemi sağladı. Resimlerim galericilerin ve müzayedecilerin dikkatini çekti. Necef Antik Müzayede şirketi vardı. Sahipleri Erdal Dikmen ve Ali Çubukçu, ben Ali Baba derdim kendisine. Vefat etti. Daha sonra başka bir müzayede şirketi olan Ankara antikacılık, profesyonel anlamda benim resim piyasasına girmeme vesile oldu ve genç yaşta resimlerim satılmaya başladı. Şahsi olarak ilk sergim Valör sanat galerisinde açıldı. Bu süreç 2012 yılına kadar farklı galerilerle Ankara’da devam etti. Sonra İstanbul’a yerleştim.

“İzleyicilerin hayal gücüne set koymam.”

Resimlerimde ne attığıma gelecek olursak, buna bir cevap vermek istemiyorum. Eğer ben ne anlattığımla alakalı herhangi bir şey söylersem izleyen kişinin hayal gücüne set koymuş olurum. Anlattığım izleyicinin resimde gördükleridir. Ülkemizde genel olarak ressamlar ve hatta sinemacılar eserleriyle ilgili birçok felsefe dolu söz sarf ediyorlar. Ben buna karşıyım. Ressam tuval üzerinde renkler ve şekillerle konuşur, bir film yönetmeni ise beyaz perdeye yansıyan görüntülerle… Eseri gözler önüne serdikten sonra onun üzerine konuşmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum.

“Yakında ses getirecek bir proje gerçekleştireceğim.”

Resimlerin konusu itibarıyla fazla dikkat çekip ses getirecek bir proje hazırladım. Çok sert mesajlar içeren bir sergi düzenleyeceğim. Birkaç galeriyle görüştüm ancak sergilemeye yanaşmadılar. Şimdilik ismini veremeyeceğim bir galeriyle bu sergiyi beraber gerçekleştireceğiz. Bunun haricinde de Ankara, İstanbul ve Kuveyt’te kişisel sergilerim olacak. İşin ticari kısmından pek anlamıyorum. Bu sergilerin ve diğer sergilerimin organizasyonunu İstanbul’da Bora Ak, Ankara’da Uğur Akyürek yapıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazınız